ZERDÜŞTLÜK

Günümüzden 3500 yıl önce çok tanrılı inanç sistemi (politeizm) tüm dünyaya hâkim iken, günümüz İran sınırları içinde tek tanrıya bağlı bir topluluğun ortaya çıkması ile kısa sürede birçok insanı kendine çekmeyi başarmıştır. Bu yeni inanç felsefesinin (Zerdüştlük) içeriği zengin ve insan aklına daha yatkın olduğundan olacak ki, birçok kişi kendinden bir parça bulmuştur. Özellikle Zerdüştlüğün sosyal yaşamı düzenleyici kuralları, o dönem barbarlık ve kanunsuzluğun en üst seviyede olması nedeniyle ezilen birçok kavmi kendisine çekmiştir. M.Ö. 6. yy. ile M.S. 7.yy.’a kadar üç büyük İran medeniyetinin (Medler, Persler, Sasaniler) resmi dini olarak varlığını devam ettirmiş, daha sonraları ortaya çıkan yeni inançların gölgesinde kalmıştır. Oysa ki kendisinden sonra ortaya çıkan tek tanrılı dinlerin temelini oluşturmuştur. Zerdüştlük; içinde iki farklı felsefe dalı olan Düalist (iyi-kötü zıtlaşması) ve Eskatolik (kurtarıcı Mesih ve dünyanın sonu) gibi konuları ağırlıklı olarak işlemektedir. Ahura Mazda, tanrı olarak kabul edilir; isim anlamı “Aklın Efendisi” dir. Tüm akıllardan üstün ve insanlara iyiliği öğütlemektedir.

III.Zerdüşt 

Tanrının elçisi Zerdüşt (Espantaman) ise onun kelamını yani kurallarını insanlara getiren kişidir. Kelime anlamı olarak Zarathustra (Zoraaster) kelimesinin yunanca karşılığı olarak ‘’Altın Işığın Adamı’’ anlamında çevirilir ve halk arasında ise “yaşayan yıldız” olarak sıfatlandırılır. Zerdüştlüğün temelinde iki ana tema yatar: bunlar iyi ile kötülüğün savaşıdır; tanrının ruhu olan ‘’Spenta Mainy’’ sürekli olarak şeytani kötülüklere sahip olan Ehriman’la mücadele etmektedir ve insanların bu kötülüklere karşı iyiliğin yanında bulunarak vaat edilen bol müzikli cenneti hak edebileceklerini savunur. Çoğunlukla doğa endeksli bir inanç olmasından dolayı birçok ritüelinde doğayı korumayı ve bozulmasını engelleyici kuralları içermektedir. Bu kurallar da kendilerince geliştirmiş oldukları merasimler eşliğinde uygulanır. Örneğin; ölen kişilerin cesetlerini gömmek yerine ölü kuleleri olarak adlandırılan üstü açık kulelerin tepesine bırakarak akbabaların onları yemesini sağlıyorlardı. Böylelikle toprağı kirletmemiş olduklarını düşünüyorlardı. Bunun gibi birçok natüralizm içerikli eylemle karşılaşabilirsiniz. Zerdüştler dört element olan su, ateş, hava ve toprağı kutsal sayarlar ve kirletmemeye çok dikkat ederler. Hayatın özü, yani varoluşun temel taşlarıdır bu dört element. Bu elementlerden ateş güneşin yeryüzündeki aydınlığıdır.

Bakü’de bir Ateşgede

Bu sebeple, Ateşgede dediğimiz tapınaklarında dualarınıyanan ateşin yanı başında yaparlar; bunun ana sebebi, ateşi tanrı Ahura Mazda’nın ışığı olarak kabul etmeleridir. Bu ibadet şekli size bir yerlerden tanıdık gelebilir; Hristiyanlıkta da kiliselerde yakılan mumlar Hz. İsa’nın öğretisi ya da ışığı olarak anlamlandırılır. Zerdüştler sadece tapınaklarda değil ışığın olduğu her yerde ibadet edebilir, dua okuyabilirler. Tanrı ışığın olduğu her yerdedir. Peygamberlik vasıtası ile dinin dünyaya geldiğine inanan Zerdüştler, üç farklı peygamberlerin geldiğine inanıyorlar. Bunlar; M.Ö. 3000’lerde I. Zerdüşt (Mahabat ), M.Ö. 2040’da II. Zerdüşt (Haseng, Hz. İbrahim olduğu söylenir.) ve M.Ö. 660 yılında Zerdüşt’ün kendisi olan III. Zerdüşt’tür. Şu anki inanç, III. Zerdüşt tarafından bir sisteme oturtularak yaygınlaştırılmıştır. Ondan önceki peygamberler sözlü olarak inancı yaymaya çalışmışlar. Zerdüştlüğün diğer ismi tanrı Ahura Mazda’dan dolayı ‘’ Mandeizm’’ olarak isimlendirilir ve birçok antik yunan filozofunu etkilemiştir.Felsefede önemli bir yere sahip olan ünlü filozoflardan olan Theopampas, ‘’İyi ile kötülüğün mücadelesini doğanın içinde kendi kanunu olarak benimser’’ ve etkilendiği kaynak ise Zerdüştlüktür. Yine bir başka önemli filozof olan Heraklitos; ‘’Tabiattaki her şeyin sürekli bir değişime uğradığını, hava, su, ateş, toprak ve bitkilerin vasıtası ile gerçekleştiğini’’ söyleyerek zerdüştlüğün dört kutsal elementine bitkiyi eklemiş oluyor.

Ahura Mazda

Dinin koruyucu meleği ‘’Faravaşi’’ ‘’Faravahar ya da Ferohar’’ sembolleri ile resmedilir. Koruyucu meleğin her zaman iyilerin yanında olduğuna ve onları kötülüklere karşı koruduğuna inanılır. Zerdüştlük inancına göre dünya ‘’ Altı evreden’ ’oluşur; birinci evre yaratılış, ikinci evre  tufan, üçüncü evre Zerdüştlük, dördüncü evre geleceğe dair umut (Mesih inancı), beşinci evre kötülüğün yenilmesi, altıncı evre ise Dünyaya barış ve kardeşliğin hâkim olmasıdır. Ateşin kutsal sayılması Tanrı Ahura Mazda’nın fiziksel yansımasıdır ve ateş farklı biçimlerde her varlıkta görülebilen bir elementtir; en kutsalı ise Tanrı Ahura Mazda ile insan arasında olandır. Yanlış bir bilgi olarak bilinen, Zerdüştlerin ateşe taptığı konusu tamamen bu inancın iyi bilinmemesinden kaynaklanıyor. Ana amaçta şöyle bir inanış felsefesi vardır: kötülük karanlıkla özdeşleşir, ateş buna son verir yani ateşe tapınılmıyor ateşi bir aydınlanma ya da kötülükleri savurma aracı olarak kullanıyorlar. Zaten kesin bir ibadet şekilleri yoktur, günde birkaç kez ateşin etrafında toplanıp dualar, şiirler ve ilahiler okuyarak ayin yaparlar. Daha önce de bahsettiğimiz gibi aydınlığın olduğu her yerde ibadet edebilirler. Kutsal kitapları olan ‘’Avesta’’ da ibadet şekli olarak kesin bir tanımlama yoktur. Kitapta genellikle kutsal metinlerden oluşan bölümler vardır ve bunlarda kendi aralarında ‘’Vendidad-Visperad-Yosna ve Khorda Avesta ( küçük Avesta)’’ diye ikiye ayrılmıştır. Zerdüştlere göre tanrı, erkek ile kadını birbirine arkadaş olsunlar diye aynı anda yaratmıştır bu yüzden Zerdüşt inancının hâkim olduğu toplumlarda; kadın-erkek eşit sayılır ve çok eşli evliliklerde önemli derecede düşüş olduğu gözlemlenmiştir.

Ani Antik Kentinde Sasanilerden kalma Ateşgede

Bunu Kutsal kitapta toplum yaşamını düzenleyici birçok maddede görebiliriz.

  • Ahlaklı yaşamak ve doğrunun peşinden gitmek esastır.
  • Çalışkan olmak (toprağı sürmek), fakirlere karşı cömert davranmak, misafirperver olmak ve kötülüklerden arınmak.
  • Abes konulardan kaçınmak, ölü bedenine dokunmamak.
  • Temiz hayvanlar saydıkları kedi, köpek vb. canlıları öldürmemek ve onlara şefkatli davranmak.

Doğaya zarar vermekten kaçınmak gibi birçok güzel düşünceyi içinde barındıran Zerdüştlük; yaşam biçiminde birçok ilahi, şiir ve şarkıyı uygulayarak edebiyat yönünden zenginleşmiştir. Kendisinden sonra ortaya çıkmış tek tanrılı İbrani dinlerine geçmiş birçok benzer özelliği olan Zerdüştlük ile ilgili; halen geçerliliğini koruyan birkaç örnek verebiliriz.

  • Zerdüştlüğe göre; Zerdüşt’tün annesi 15 yaşında iken bir ışık huzmesi tarafından hamile kalır. Bu Hristiyanlıktaki Hz. Meryem’in hamile kalması ile aynıdır.
  • Zerdüşt müritleri ile su üstünde yürümüştür. Hz. Musa’nın İsrail Oğullarını mısırdan kaçırırken Kızıldeniz’i yarması.
  • Zerdüşt miraca çıkarak Tanrı ile yüz yüze görüşmüştür. İslamiyette Hz. Muhammed’in miraca çıkması ile benzerlik gösterir.
  • Zerdüşt ölmeden önce cennet ve cehennemi görmüştür. Hz. Muhammed’in vefat etmeden önce cennet ve cehennemi görmesine benzer.
  • Yine üç büyük tek tanrılı dinlerde olduğu gibi Zerdüştlükte de dünya 6 günde yaratılmıştır.
  • İlk defa Zerdüştlükte Mesih-Mehdi inancında rastlanır.

Yine ilk defa zerdüştlükte rastladığımız bir müjde de Zerdüşt’ten sonra üç peygamberin geleceğidir. İnanışa göre; M.Ö. 2.bin yılında Zerdüşt soyundan bir peygamber gelecektir ( Yahudilik- Hz. Musa). Bu peygamberden sonra 3.bin yılda tekrar bir peygamber gelecektir ( Hristiyanlık – Hz. İsa), ve 3.bin yıldan sonra devam edecektir (İslam-Hz.Muhammed ).

Ayrıca popüler kültürde Zerdüştlüğün etkilerini yazarak bitirmek istiyoruz;

  1. Voltaire, 18.yyda ortalarında yazdığı bir eserde, Zerdüşt’ü bir kahraman olarak işlemiştir.
  2. Thomas Moore, “Lalla-Rookh”da Zerdüştlerin bir hikâyesine ağıt yakmıştır.
  3. Freddie Mercury, Zerdüşt olmaktan gurur duyduğunu belirtmiştir.
  4. Friedrich Nietzsche, “Böyle buyurdu Zerdüşt” adında bir kitap yazmıştır.
  5. Dünyaca ünlü Japon araba firması Mazda, adını Zerdüştlerin tanrısı Ahura Mazda’dan almıştır.

    İran’daki Zerdüşt Ateşgede Tapınağı

Yararlanılan kaynaklar:

Yorumlar