SELÇUKLU SONRASI BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

14.y.y. başlarında Selçuklu Devleti yıkılınca, Anadolu’da ‘’Tevafi-i Mülük’’ adı altında birçok küçük yönetimler ortaya çıktı. Kendi egemenliklerini Selçuklu topraklarında ilan ederek, Selçuklulardan boşalan toprakları fırsata çevirerek birçok nimetinden yararlandılar. Başta mimari olmak üzere; sanat, müzik, kamu yönetimi ve askeri birlik benzeri devlet ve sosyal alanı düzenleyen birçok kavramı devam ettirdiler. Selçuklu mimarisini kendi yapılarında uygularken, mimari içinde olan bir takım barok üslubunu benimsemediler. Kendilerine özgü yeni mimari stilleri ortaya çıkardılar, bu mimari öğeler daha sonra Osmanlı Devletinin mimari temelini de oluşturacak ve Osmanlının bu öğeleri geliştirmesine yardımcı olacaktır. Kendi ihtiyaçlarına göre geliştirdikleri mimari özellikler Anadolu’da birçok yapıda kullanıldı. Temel olarak genel değil, mekân sorunlarına çözüm olacak öğeler geliştirdiler.

Edirne Eski Cami ve Üçşerafeli Cami

Anadolu’da önemli eserler bırakan beylikler: Aydın Oğulları (1300-1403), Saruhan Beyliği (1300-1410), Germiyan Oğulları (1300-1428), Menteşe Oğulları (1300-1425) 13.yüzyıl öncesinde kurulmuş olan Karaman Beyliği (1256-1483), Osman Oğulları (1299-1923) ve eşref Oğulları’dır (?-1327). Karaman ve Eşref Oğulları medrese mimarisinde Selçuklu tarzını devam ettikleri görülürken diğer yapılarda farklı üsluplar kullanmışlardır. Diğer beylikler ise çoğu zaman yeni yapı unsurları bulduklarını ve mimaride sadelik ile birleşik mekân tarzını önemsedikleri görüyoruz.

Birgi Ulu Cami

Günümüze kadar gelmiş olan beylikler camileri dikkate aldığımız zaman, Selçuklu dönemi çok sütun üzerine yapılmış basit tavanlı ve geniş salonların aksine daha az sütun üzerin yapılmış yüksek tavanlı geniş salonlara rastlarız. Selçuklularda görülen mihrabın önüne yerleştirilen kubbenin beylikler dönemimde büyütülerek daha geniş ve toplu bir mekân fikri ortaya çıkarılmıştır. Manisa Ulu Cami buna en iyi örneklerden bir tanesidir, 1366 yılında Saruhan Oğullarından İshak Çelebi tarafından yapılan camii mihrap önündeki kubbe büyütülerek daha toplu bir alan yaratılmış ve içerisinde cemaatin daha ferah bir ibadet yapmasına olanak sağlamıştır. Bir başka örnek ise Bursa Ulu Cami, burada düz tavan yerine 20 adet kubbe kullanılarak 20 parçaya ayrılmıştır, bu mimari yeniliği Selçukluların son döneminde görmeye başlamıştık ki bunları da o dönem ayrılma evresinde olan beyliklerden kaynaklanıyordu. Çok kubbeli camiler Türk İslam mimarisinden tamamen ayrılarak yeni bir gelişim göstermiştir.

İsa Bey Cami

Daha sonraki evrelerde çok kubbe sayısı azalacak ve daha derli-toplu bir anlayışa bürünecektir. Edirne’deki Eski Cami (1403) 9 kubbe ile buna en iyi örneklerden bir tanesi, iç kısmı çok geniş ve toplu bir mekandır. Bu fikirlerin ilk uygulaması Konya Karatay ile İnce Minareli Cami arasında denemiş ama çok başarılı ulunamamış, daha sonra Bursa Orhan Bey camisinde daha net görülür. Bu camideü; arka arkaya sıralanmış iki kubbe ile geniş ve toplu mekân denemesine girişilmiştir. İzmir Selçuk’taki İsa Bey cami de aynı şekilde iki kubbe arasındaki bağlantı iyi sağlanamadığından başarısız olunmuş ve böylelikle bu camide ilk toplu mekân oluşturma fikri uygulanmış yapıdır. Bu kadar girişimden sonra ilk meyveleri Edirne’deki Üçşerafeli Camide görüyoruz. 1447 yılında yapılan eser çok başarılı bir üslupla istenilen mekân oluşturulmuş. Selçuklularda görülmeyen bir diğer unsur ise; düz duvarlar yerine pencereler oluşturularak yapının daha estetik ve planlı olması sağlanmış, süsleme endişesinin ortaya çıkması sağlanarak bir sonraki yapılarda daha hareketli bir form kullanılmasına öncülük edilmiş. Fakat duvarlara eklenen pencereler belli bir düzende olmayışı ve rasgele yerleştirilmesi mimaride bir kargaşaya sebebiyet vermiştir. Özellikle kubbelere de yapılan pencere ile Selçuklu mimarisinden bir adım daha ayrılmışlardır. Selçuklu camilerinde sadece ön kapı etrafı süslenirken, beylikler döneminde duvarlar yapılan süslerle adeta delik-deşik edilir ve bir heykel gibi süslenir tabi ki duvar düzeninde belli bir ritim oluşmasa da mimariye yeni bir dönem başlatırlar. Zamanla yapılan yeni yapılarda hem pencereler bir düzene oturtulur hem de mekânın iç ve dış görüntüsü belli bir ahenk biçimine bürünerek Selçukludaki düz duvar fikri tamamen derk edilir. Daha sonraları çok önemli bir gelişme daha olacak ve revaklı avluların ortaya çıkacaktır.

Manisa Ulu Cami

Sivas Ulu Camii, Selçuklu dönemi ve avlusunda revak yoktur. Selçuklu camilerinin avlularında revak görülmezken, beylikle döneminde ilk kez Manisa İshak Bey camisinin (1366) avlusunda ortaya çıkmış ve Selçuk’taki İsa Bey camisinde (1375) devam ettirilmiştir. Son cemaat yeri görünmezken avlunun doğu, batı ve kuzey yönlerine yapılmış böylece camiler daha da süslenme mekânı olarak ön plana çıkmıştır. Ancak beylikler döneminde başka camiler ‘’son cemaat’’ yeri görülür bu da bize bir başka unsurun ortaya çıktığını gösterir. Son cemaat yeri camilerin batı kısmında bulunan ve üstü kubbeli, revaklı kısımdır. Son cemaat yerinin ilk uygulandığı camii, Karaman Ermenek’te bulunan Ermenek Ulu Camii. 1302 yılında Karaman Oğulları tarafından inşa edilmiştir. Fakat uygulandığı yön olarak diğer camilerden ayrılır, son cemaat yeri giriş yönü olan batı yerine güney-batı yönüne yapılmış ilk camidir. Bu dönemde son cemaat motifinin kuzey-batı yönünde yapılan ilk camii, Birgi’deki Aydın Oğulları tarafından yapılmış olan Ulu camidir (1312). Bu camii planı çok benimsenmiş olacak ki daha sonraki Orhan Bey Cami (1339) Osman Oğulları, Uşak Ulu Cami (1300-1328) Germiyan Oğulları tarafından yapılan camilerde başarılı bir şekilde uygulanmış. 14.yüzyılın ortalarında bu öğe daha da yaygınlaşır ve son cemaat yerinin önüne ‘’U’’ biçimli revak ile caminin girişinde etrafı çevrili bir avlu düzeni getirilir. Bir diğer mimari değişiklik ise, cami ve medreselerin giriş kapılarında sadeliğe gidilmesi yani Selçuklularda türbe, cami ve medrese portallarında (taç kapıları) abartılı bir süslemeye uygulanırken, beylikler devrinde bu mekân birliğine gidilmiş ve sadeleştirme dönemine geçilmiştir. Sadece Karaman’daki Hatuniye medresesi ile Niğde’deki Ak Medrese ’de çok süslemeli portal görülürken Bursa Orhan Bey Cami ile Selçuk’taki İsa Bey Camilerinde tam bir mekân bütünlüğü adına sade kapılar kullanılmıştır.

Bursa Ulu Cami

Böylece beylikler dönemini ele aldığımızda yeni mimari stilinin arkaik üslubuna geçiş gözlemlenir. Roma mimarisi olan kubbe düzeni böylece Selçuklu yapısı ile harmanlanmış ve Avrupa’daki arkaik Roman mimarisi bizde de alt yapıyı oluşturmuş ve Osmanlı İmparatorluğu’nun mimari tercihlerini şekillendirmiş ve o muhteşem klasik Osmanlı eserlerinin yeryüzünde parlamasına şahitlik etmiştir. Son bir özellik ise kare prizma kullanılması ve bu prizmaların üzerine yerleştirilen kubbe motiflerinin duvarlarda baskı oluşturmaması için kubbe altlarına tromp uygulanmasıdır.

Ermenek Ulu Cami- KARAMAN

Böylece kubbelerin basıncına ilk çare olarak duvarların kalınlaştırılması tam ve yarım kubbelerin birbirine kemerler ile bağlanarak bir zincir yapı oluşturulmuştur. Bu mimari özellikler Osmanlının yaklaşık olarak 1450 yılına kadar Bursa’da hüküm sürerken kullanması ve daha sonra ele geçirdiği bu beyliklerin mimarisini kendine has bir üslup ile zenginleştirdiğini görüyoruz. Böylece beylikler mimarisini geliştirmekle kalmamış, daha da ileriye götürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze gelen eserlerin temelini Selçuklu ve Beylikler dönemi mimari oluşturmaktadır. Tabi ki son yıllarında Avrupa mimarisinin etkisinde kalmıştır fakat genel olarak beylikler dönemi mimarisinden beslenerek bu muhteşem yapıları ortaya çıkarmıştır. Temeli sağlam olan bir mimariye estetik dokunuşlarla bizlere göz banyosu yaptıran eserler bırakmışlar. Osmanlı’dan sonra Cumhuriyet döneminde yeni bir mimari üslup denenmiştir. Cumhuriyet Dönemi Mimarisini de başka bir yazımızda ele alacağımızdan şimdilik burada noktayı koyma gereği duyuyor.

Hatuniye Medresesi-KARAMAN

Yazılarımızı beğeniyorsanız sosyal hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın ve geri dönüşlerde bulunarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

İsa Bey Cami Girişi

Yararlamılan Kaynaklar:

1-dünya sanat tarihi/Turani,Adnan

2- http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/

5 thoughts on “SELÇUKLU SONRASI BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

Yorumlar