ŞAHMARAN

Şahmeran Efsanesi

Efsaneler ;tarihin ilk dönemlerinden itibaren ortaya çıkan,inanç özelliği olan,kutsal gerçek ve olanüstü varlıkları barındıran kısa halk anlatımlarıdır.İnsanoğlu varoluşundan itibaren çevresini ve yaşadığı dünyayı keşfetmek istemiştir. İlk başlarda ondan korkarak, korunma ihtiyacı duymuştur. Fakat daha sonraları etkileşimde bulunmak ve ondan faydalanma arzusuna kapılmıştır. Bu süreçte karşılaştıkları her doğal olaylar ve canlıları kendi zihinlerinde görmek istedikleri şekilde yorumlamış ve yüceltmişlerdir. Bunuda sözlü bir anlatım ile dilden dile aktarılmış, kendi gelenek ve göreneklerinide eklemeyi unutmamışlar.Efsaneler; insanları etkileyen doğaüstü olaylar ve kahramanlara tanrısal özellikler eklenerek geleneksel bir anlatım yolu ile aktarma biçidir.Anadolu’da günümüze kadar gelen birçok efsanenin en etkileyici olanlarından bir taneside Şahmeran efsanesidir. Hem inanç, hem de elsanatlarına tesir etmiş ve anlamı ”baş yılan” olan Şahmeran, yılanların tarih boyunca kutsal bir kült hayvanı olarak karşımıza çıkan örneklerindendir.bir dönem ilahileştirilen yılan; İzmir- Bergama’da bulunan Asklepion ile bağlantılıdır. Pers ve Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan Lokman Hekim ile Yunan Asklepios arasında önemli benzerlikler vardır. Her iki karakterde sağlıkçı ve yılanlar ile önemli bağlara sahipler.Yunan sağlık tanrısı Asklepios ile islam aleminin bilge hekimi Lokman Hekim aynı amaca hizmet etmektedir ve üstün iyileştirme gücüne yılanlar sayesinde kavuşmuşlardır.

LOKMAN HEKİM

ASKLEPİOS

Şahmeran efsanesi de Medusa ve Ekhidra efsaneleri gibi Anadolu topraklarında geçer. Bir efsane olarak ortaya çıkan Şahmeran, zamanla insanların yaşam ve inanç biçimlerini de etkilemiştir. İnsanlar Şahmeran’ın gücü karşısında kendilerini ona bırakmıştır. Bu şekilde onlara karşı ortaya çıkacak herhangi bir tehlikede Şahmeran koruyucu güç konumuna gelmiştir. Bu yüzden şahmeran motifli birçok süs eşyası ve nazarlıklar yapılmıştır. Öncelikle doğu mitolojisinde ortaya çıkan Şahmeran’ın isminin ne anlama geldiğini sizlerle paylaşalım. (Şah-baş, mer-yılan) Şahmeran yılanların başı anlamına gelmektedir. Farsça ve Kürtçe dillerinde aynı anlamda kullanılır. Bu yüzden şahmeran resmedilirken yarı yılan ve insan şeklinde olmuştur. İki tane hikayesi vardır ve ana tema olarak birbirine yakındır bu iki hikâye. Hikayelerde aşk ve bilgeliğin yanında, kötü karakter olarak yine vezir karşımıza çıkmaktadır. Birinci hikâye şöyledir;

ANİ ÖREN YERİNDE BULUNAN ŞAHMERAN KABARTMASI

Tarsus krallığı döneminde fakir bir genç yaşar adı Camşid (Cemşit)’dir, Camşid geçimini odunculukla sağlayan dürüst bir gençtir. Bir gün arkadaşları ile odun toplarken eve dönüş yolunda bir kuyuda bala denk gelirler, arkadaşları yardımı ile kuyuya inen Camşid bütün balı yukarı gönderir. Yukarıdaki arkadaşları balı paylaşamazlar ve Camşid’i kuyuda tek başına terk ederler. Kuyuda kalan Camşid belli bir süre kaldıktan sonra çaresiz bir şekilde bekler, kimsecikler orada yok. Bunu anlayan Camşid kuyunun içinde dalarken gözü küçük bir deliğe takılır, merak eden Camşid cebinden çıkardığı çakısı ile bu deliği kazımaya başlar. Kazıdıkça delik büyür ve karşı taraftan ışıklar belirir. Bunu gören genç kendisinin de geçebileceği bir delik açarak karşı tarafa geçer. İçeride biraz ilerken genç heyecan içinde ne ile karışılacağını bilemez, köşeyi döner dönmez karşısında yılanları görür. Bu yılanlar içerisinde bir tanesi var ki gövdesi yılan ama boyundan itibaren dünya güzeli bir kadın; bunu gören Camşid neye uğradığını bilemez. Belli bir süre burada kaldıktan sonra Şahmeran tarafından çok sevilir ve hikayesinden çok etkilenen Şahmeran, Camşid’i çok sever ve bildiği her şeyi ona öğretir. Eğer bir gün oradan ayrılacak olursa bu bilgilerden ve yeraltı dünyasından kimseye söz etmeyeceğine yemin etttirir.bir süre sonra Camşid orada sıkılır ve evine dönmek ister Şahmeran her ne kadar bunu istemese de onu serbest bırakır. Evine dönen Camşid öğrendiği bilgiler ve şahmeranın ona dokunması ile vücudu parlıyordur. Tarsus kralı hastadır o dönemde ve iyileşmesi için tüm ülke seferber olmuştur. Bir yerden şahmeranı öğrenen vezir, padişahın kurtuluşunun ancak onun etinde olduğunu biliyordur. Padişaha şahmeran hakkında konuşan vezir tüm ülkede şahmeranın bulunması için buyruk verir. Hiçbir yerde bulamazlar ve vezirin aklına herkesi hamamda toplayıp ancak öyle şahmeranı bulabileceği aklına gelir. Ülkedeki tüm erkekler belli günlerde hamamda toplanırken vezir küçük bir delikten bakar kim parlıyor diye en son gelen Camşid istemeyerek üstünü çıkarır ve vücudu mücevher gibi parlamaya başlayınca vezir hemen tutuklatır onu. İşkencelerden geçen Camşid istemeyerek de olsa yerini söyler. Şahmeran yakalanıp getirilirken Camşid’i üzüntüsünü görünce istemeyerek söylediğini anlara ve tek bir şart kaşar vezire: beni Camşid pişirsin der. Camşid ile konuşan Şahmeran, ne yapması gerektiğini anlatır ve kendini ona bırakır. Vezirin amacı kralı öldürüp kendisi de ölümsüz kısmından yapılan suyu içmektir. Camşid üç parçaya böler Şahmeran’ın bedenini ve boyun kısmından haşladığı suyu krala, gövde kısmından kendisine ve kuyruk kısmından (zehirli kısmı bu) vezire içirir. Vezir oracıkta can verir, kral iyileşir ve kendisi de bilge konumuna erişir. Camşid bugünden sonra diyar diyar gezer ve insanları yaptığı bitkisel ilaçlarla tedavi eder. Camşid günümüzdeki lokman hekim olarak bilinir ve hikâyenin geçtiği yer Mersin Tarsus ilçesidir. Günümüzde ilçe merkezinde şahmeran hamamı vardır ve ortasında Şahmeran’ın mozaiği mevcuttur. İkinci hikâye ise şöyledir:

medusa

Camşid ormandan dönerken ona fısıldayan bir ses duyar ve bakar ki yarı yılan ve insan olan bir yaratık, yaralıdır şahmeran kendisinden yardım ister ve bir gün bunun karşılığını alacağını söyler. Camşid şahmeranı alır ve tarif ettiği yeraltına dünyasına götürür. Bu yardımsever davranışı karşısında şahmeran Camşid’i çok sever ve yanında kalmasını ister. Camşid merak ettiği için bir süre burada kalır ve her şeyi öğrenir şahmerandan artık camşid bir botanikçi olur. Çocukken hiçbir şey öğrenemeyen ve öğretilemeyen Camşid mucizevi bir şekilde öğrenmiştir. Burada kalmaktan sıkılan Camşid evine dönmek ister. Şahmeran izin veriri ve sırlarını kimseye anlatmamasını tembihler. Hasta yatağında olan Tarsus kralı için gerekli olan şahmeranın bedenidir ve her yerde kötü kalpli vezir tarafından aranmaktadır. Vezir yaptığı kapsamlı aramalar sonucunda Camşid’i ulaşır ve şahmeranın yerini öğrenir. Yakalanan şahmeran Tarsus hamamına getirilerek göbek taşında öldürülür. Bunu gören Camşid onu ancak kendisinin pişirebileceğini söyleyerek baş kısmını krala, gövde kısmını kendisine ve zehirli olan kuyruk kısmını vezire içirir. Vezir ölür, kral iyileşir ve Camşid bilge olur ve diyar diyar gezerken bütün otlar neye faydalı olduğunu ona fısıldarlar ve o ünlü Hikmet’ül Lokman kitabı ortaya çıkar. Yani Camşid Lokman Hekim’in ta kendisidir. Öldürüldüğü Tarsus hamamının göbek taşına şahmeranın kanı döküldüğü için göbek taşına kim dokunursa hastalıkları geçermiş bu yüzden o göbek taşı şifalı taş olarak görülür.

Nemea Aslanı

Şahmeran hikayesinin benzerini Yunan mitolojisinde Medusa ’da görürüz. Medusa çok güçlü bir karakter olarak karşımıza çıkar, gözlerinden ateşler saçar ve saçlarının yerini kulakları sağır eden yılanlardan oluşur. Medusa’nın gözlerine bakan taşa dönüşür ve çok hızlı olduğu için kendisinden hiçi kimse kurtulamaz. Titanlarla savaşan Perseus tarafından kafası kesilir ve kafasından dökülen kanlardan Pegasus atı ortaya çıkar. Saçları olan yılanlar ise toprağa karışarak yılanların ortaya çıkış evresini oluştururlar. Bir başka benzer hikâye ise Kilikya da geçer.

Ekhidra

Mağarada yaşayan yarı yılan Ekhidra; Typhon ile evlidir ve ünlü üç başlı Kerberos köpeği, Larne su yılanı, Khimaira (farklı hayvanların birleşimi olan bir yaratık), Nemea aslanı (Herkül tarafından öldürülerek postu alınan aslan) ve Sphyngk (yarı insan ve kanatlı hayvan) doğurur. Bu üç karakterin farklı kültürlerde olmasına rağmen insanlar tarafından aynı amaçla inanılmış ve hepsinin de insanları kötülüklerden koruduğuna ve gelecek tüm kötülüklere karşı insanları koruduğuna kanaat getirişmiş. Günümüzde de bunun gibi inançlar mevcuttur. Örneğin üzerlik bitkisinden süsler yapılarak evlerin girişine asılır ve kötülüklerden korunduğuna inanılır. Ya da bu bitki yakılarak dumanı ile nazar yok edilir, kurşun dökme ve nazar boncuğu asma gibi birçok antik inanç halen varlığını sürdürmektedir. Bir gün yolunuz Tarsus’a düşerse cam üzerine boyanmış şahmeran motifli hediyelikler alabilirsiniz ya da Mardin’de bakır kaplara ustalar tarafından işlenmiş kaplar ve duvar panolarını alabilirsiniz. Sizlere kalemimizin döndüğünce yazmaya çalıştık. Bizlerin sizlere daha çok ulaşmamız için lütfen sosyal hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hydra

Khimaira

Sphyngk

Yararlanılan kaynaklar:

1- Yedi Tepe Anadolu/ Olgunlu,Ali Canip

2- https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/mersin/kulturatlasi/sahmeran-tarsus

3-dergipar.org/şahmeran efsanesi

2 thoughts on “ŞAHMARAN

  1. Anadolu’daki keyifli ve bir o kadar gizemli efsanelerinden bir tanesi olduğunu düşünüyorum. Biz küçükken ebeveynlerimiz tarafından bize hep anlatılırdı. Teşekkürler tekrardan bize hatırlattığınız için.

  2. Yazılarınızı keyifle okuyor ve bir yenisini heycanla bekliyoruz. Bu güzel paylaşımlar için teşekkür ediyoruz, başarılarınız daim olsun..

Yorumlar