MUCİZEVİ İÇECEK; KAHVE

Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,

Kırk yılın hatırına sen kalayım.

Cemal Süreyya

Kahve, gündelik yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır, birçok insan kahvenin mutluluk verdiğini düşünürken, birçoğu da sabah uyandıktan sonra güne daha zinde başlamak için kahveyi tercih eder. Eskiden olduğu gibi günümüzde de sohbetlerin vazgeçilmez bir parçası olan kahve, insanlar arasında sıcak dostlukların kurulmasına vesile olur. İnsanlar sohbet istediklerinde bir kafeterya ya da restoranda buluşur ve sıcak bir kahve eşliğinde muhabbet ederler. Atalarımızın ‘’ bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olur’’ sözü ile kahvenin dostluklar arasında bir gönül köprüsü kurduğunu ima etmişlerdir. Bu dostluklar sadece ülke sınırlarımız içinde değil aynı zamanda Avrupa’dan başlayıp tüm dünyaya yayılan ‘’coffe shops’’ trendleri sayesinde dünyada en fazla içilen içeceklerin başında gelen kahvenin, evrensel bir içecek statüsüne kavuşmuştur. Gün geçtikçe yükselen bir grafiğe sahip olan kahve; her yaştan insanlar tarafından vazgeçilmez bir içecek konumundadır. Peki, kahveyi bu kadar özel yapan nedir? Sizler için kahvenin tarihi yolculuğunu inceledik ve şu verilere ulaştık.

Türk Kahvesi

Kahve ismine ilk defa Etiyopya’nın Kaffa bölgesinde karşılaşıyoruz. Bu bölgede insanlar kahve çekirdeğini kaynatıp tıbbı amaçlı olarak içiyorlardı. Yerel halk arasında ‘’ mucize içecek’’ olarak adlandırılırken bölgedeki şamanlar tarafından halka sihirli tedavi yöntemi olarak uygulanıyordu. Hal böyleyken, İslamiyet’in ortaya çıkması ve bölgeler arasında yayılması ile Habeşistan (Etiyopya) topraklarında İslamiyet’le tanışır. Buradan kahve çekirdeği Arap yarımadasına yayılır. 300 yıl bu topraklarda aynı yöntem ile içilen kahve, bugünkü kullanma yöntemine 14. Yüzyılda kavuşuyor. Kahve çekirdeği ateşte kavruluyor ve ezilerek kaynatılıp içiliyor. 13. Yüzyılda yaşayan ünlü İslam âlimlerinden Mağrufli Sufi Şeyh Şazeli, sabah ve gece ibadetinde dinçliği yakalamak maksadı ile tüketmiştir. Kahveyi bu şekilde tüketerek kahveye derin bir tarz getirmekle kalmamış aynı zamanda geleneksel olarak içilen kahvenin aromasını zenginleştirmiştir. Kahve bu şekilde 1470’te Aden’de,1510’da Kahire’de, 1511’de Mekke’de içilmeye devam edilmiştir. Osmanlı imparatorluğu sınırlarının Arap yarım adasına kadar genişlemesi ile kahvenin buradan başka diyarlara seyahati de başlamıştır. Yemen’e giden Yavuz Sultan Selim, Yemen Valisi Özdemir Paşanın severek içtiği kahveyi görünce tatmak ister. Kendisine ikram edilen kahveyi çok beğenir ve kendisi ile birlikte İstanbul’a getirir. Evliya Çelebi’ye göre; kahve ilk olarak 1543 yılında Yemen’den İstanbul’a getirilmiştir. Kahve ismine gelince; ilk kullanımı Arapçada ‘’qahwah’ ’kelimesinden Türkçeye ‘’kahve’’ olarak geçmiştir. Daha sonra kahve ile tanışacak olan Avrupalılar bu ismi kendi topraklarına taşıyacaklardır. En kaliteli kahve çekirdekleri Yemen’den getirildiği için Osmanlı imparatorluğunda Yemen ticareti çok hareketli bir hal almıştır. Çok sevilen kahve Osmanlı saray mutfağında yerini alarak, ‘’kahveci başı’’ gibi unvanların ortaya çıkmasına vesile olur. İlk başlarda sadece sarayda tüketilen bu lezzet, 1554 yılında İstanbul’da ilk kahvehanenin açılması ile halk tarafından da içilmeye başlamıştır. Halk tarafından o kadar sevilir ki gündelik hayatın vazgeçilmez mekânları haline gelir, kahvehanelerde dedikodular başlar. Bürokratından tutun dilencisine kadar herkes her şey hakkında görüş bildirir. Bunun yansıra kahvehanelerde Karagöz- Hacivat gibi çeşitli oyunlar oynatılır. Saray yönetimi bu durumdan çok rahatsız olur ve sert tedbirler alırlar. En sert kararlar Sultan 4. Murad döneminde alınmıştır. Sultan tüm kahvehaneleri kapatmakla kalmıyor, yıktırıyor, fakat halk bu yeni alışkanlığı kolay kolay bırakamayınca Sultan pes ediyor ve kahvehane ismini okuma anlamına gelen ‘’kıraathane’’ isimlerini kullanarak açtırıyor. Kahve ve kahvehaneler o kadar sevilir ki İstanbul’un dışına çıkarak Anadolu’nun en icra köşesine kadar yayılır.

Espresso-İtalian Style

Osmanlı topraklarında kahve ile halkın bağı bu kadar kuvvetlenirken, Avrupa kahveyi 1615 yılında İstanbul’a gelen Venedikli denizcilerin vasıtası ile tanır. Ticari amaçlı gelen Venedikliler, kahvenin halk arasında çok sevildiğini görünce, kahve çekirdeklerini gemilere taşıyarak İtalya’ya götürürler. İtalya’da kahve o kadar çok sevilir ki kısa bir sürede tüm ülkeye yayılır. Artık evrensel bir düzeye kavuşan kahve; farklı tarzlarda demleme yöntemi kullanılarak çeşit olarak zenginleştirilmiştir. Osmanlı mutfağında kahveye yeni standartlar getirilmiş şeker kullanımının yanında lokum ve farklı meyvelerden yapılmış reçellerde servis edilmiştir. Gümüş kaplarda servis edilen kahve fincanın hacmi düşürülmüş ve daha sert bir kıvama getirilmiştir. Şuan dünya üzerinde kahve türü Liberica ve Arabica olarak iki ana konuda ele alınmaktadır. Kahve üzerine yazılacak çok şey var ama biz şimdilik bu kadarı ile yetinelim…

CAFE-LATTE

Türk kahvesi tarifi:

  • Fincan soğuk su
  • 2 çay kaşığı Türk kahvesi

yapılışı:

soğuk suyu bakır cezveye koyun, üstüne kahveyi ekleyin. isteğinize göre şeker ekleyip, kısık ateşte kaynayıncaya kadar karıştırın. kaynadğında fincana yarısını ekleyin tekrar kaynatın ve geri kalan yarısını da fincana ekledikten sonra yanına bir biskevit yada lokum ile servis edebilirsiniz.

Yararlanılan kaynaklar:

  1. Kahvenin hikayesi-Lee Allen/Stewart
  2. Kahve,topraktan fincana -R.Girginol/Cenk
  3. Kahve-Fridell/Gavin
  4. Skylife dergisi sayı:437-aralık 2019

2 thoughts on “MUCİZEVİ İÇECEK; KAHVE

Yorumlar