TANRILARIN KRALLIĞI;KOMMAGENE

Kral Antiokhos heykeli Nemrut Dağı

Kommagene; Doğu ile Batıyı arasındaki krallık

Mö.1yy.başında artan Ermeni ve Part tehditleri sonucu küçük krallıklar yok olma ya da işgal tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Bu politik ortamda kral Samos oğlu Mithridates Kallinikos bir Seleukos prensesi olan Laodikie ile evlendirdi. Bu sebeple Seleukoslarla beraber Kommagene mısır hanedanına katılmış oldu. Bu evlilikten bir erkek çocuk dünyaya geldi. Adını Antiokhos koydular. Samos ’un yaptığı Kommagene krallarının izlediği politik stratejiler açısından çok güzel bir örnektir. Samos ‘un oğlunu bir Seleukosların kralı 8.Antiochos’un kızı Laodikie ile evlendirmesi, bu evlilik sayesinde Seleukosların prestijlerini kendilerine aktarmış oldular. Bu saygınlık İskender’in güller bahçesine kadar gidiyordu. Artık Kommagene krallığı da batı kültürüne katılmıştı. Ne yazık ki devler arasında olabilmek için itibar yeterli değildi. Ermeni, Part tehditlerine birde roma eklenmişti.

Karakuş Tümülüsü

Doğu il batıyı birleştiren köprü

Bu üç güç arasında Doğu Anadolu toprakları için amansız bir mücadele başlamıştı. Fırat üzerindeki stratejik geçişlerin kontrolünü elinde tutan Kommagene yeni çetin bir düşmanla karşı karşıyaydı. Bu Ermeni kralı Büyük Tigran’dı. Mö.2. yyda Seleukos krallığının küçülmesi o bölgedeki krallıklara bir fırsat doğmuştu. Ermeni kralı Büyük Tigran bu fırsattan yararlanarak o bölgedeki birçok krallığı kontrol altına almıştı, Kommagene de bunlardan bir tanesiydi. Daha sonra 17 yıl boyunca yani MÖ.70-69’e kadar Ermeni egemenliğinde kaldı. Bütün bu karışıklıklar sırasında MÖ.70 yıllarında nemrut dağının eteklerinde hem Kommagene hem de Küçük Asya için yeni bir dönemi başlatan olaylar oldu. Mithridates Kallinikos ve Laodikie ‘nin oğlu olan Antiokhos, halkının da desteğini alarak Kommagene krallık tahtına oturdu. Kendini bekleyen pek çok dış soruna rağmen krallığını koruyarak onu zamanın en büyükleri arasına yükseltmeye kararlıydı. Antiokhos, kommagene en çok tanınan kralıydı. O kendini büyük Pers kralı Darius ile Makedon kralı Büyük İskender’in soyundan geldiğini iddia ediyordu. Yeni bir dinin ve kültürünün temsilcisiydi. Kendisi, babası ve Pers ile eski Yunan tanrılarını bir araya getirerek yeni kült alanı yarattı. Mö.69 büyük Tigran, Lucullus tarafından yenilgiye uğratıldı fakat Part ve Roma tehdidi devam ediyordu.

Lucullus

Barış elçisi

Romalılar, Kommageneyi doğuya, Partlar ise batıya geçmek için bir basamak olarak görüyordu. Romalılar General Pompei doğuya doğru ilerlerken Antiokhos Romanın güvenini kazanmayı başardı. Ve MÖ.62’deFırat’taki Zeugma şehri ile ödüllendirildi. Bu tarihin onun hayatını değiştirdiğini söyleyebiliriz, çünkü Zeugma’daki ticaretten gelen para ile Kommagene Nemrut Dağındaki ve Arsemia kentindeki muhteşem heykel ve tapınakları yapamazdı. Kendisini ‘’Filo Roman’’ yani roma dostu olarak adlandıran Antiokhos krallığının geniş alanlara yayılmasını tek bir damla kan akıtmadan sağlamıştı. Ama krallığının uzun ömürlü olması için Roma Antlaşmasını bir Part anlaşması ile dengelemesi gerektiğini iyi biliyordu. Mö.40 yılında Antiokhos kızı Laodikie’ nin Part prensi 2.Orodes’e gelin olarak verdi. Bunu yapmasının nedeni hanedenler arasında sağlayacağı güçtü. Yani Antiokhos bu hareketi ile Part krallığının hanedanlar arası gücü ile doğu sınırlarını güvence altına almıştır. Antiokhos becerikli diploması ile Kommagene MÖ.62-36 yılları arasında barışın ve refahın tadını çıkardı. Bu dönemde Antiokhos şehirlerin ve tarihte eşine az rastlanacak anıtların inşasına başladı.

Antiokhos-Apollon Steli

Tanrısallığa giden yol

Tahta geçtikten sonra krallığın her köşesinde bir kült reformuna girişti. Kendisini git gide bir kraldan çok bir tanrıya yönelecek bir dinsel gelişmeye geçti. Belki de gerçekten kendisini bir tanrı olarak görüyordu, bunu net olarak bilemiyoruz fakat iç politikadaki en önemli gücün din olduğunu unutmamalıyız. Antiokhos da bunun farkındaydı ve krallığı sınırları içerisindeki farklı etnikten herkesin bir ortak merkezde toplanması için bu dine ihtiyacı vardı. Giriştiği bu yeni dinsel reform etrafında insanları toplamayı düşünüyordu. Antiokhos’un yeni kültünün ilk icraatı, babasının Kâhta çayı üzerindeki bulunan Arsemia’daki tapınak mezardı.’’ Ben atalarımın kutsal emanetlerini onlara yaraşır şekilde benden önce aldıklarımdan daha büyük ve güzel olarak teslim etmeyi aklıma koymuştum. Her şeyi dikkatim ve özenimle inşa ettim ya da onarttım’’. Kendi yüceliğini ve tanrısallığını göstermenin en iyi yolunun devasa yapılar ve heykeller yapmak olduğunu düşündü. Tüm halkın kendisine katılarak, hep birlikte ortak ayinler düzenleyeceği birçok kabartmaları ülkenin dört bir yanına yaptırdı.

Part kralı 2.Orodes

Son bulan barış

Barış dönemi Part tahtının varisi ve Antiokhos’un damadı olan Orodes’in Fırat’ı geçerek Roma topraklarına saldırması ile bozuldu. İki ayrı müttefikinin arasında kalan Antiokhos, damadının tarafını tutarak Partlar’a yardım etti. Bu Romalılar için affedilmez bir ihanetti. Marcus Antinios’un bunu Küçük Asya’daki krallıklara Romanın gücünü göstermek için bir fırsat olarak gördü. Derhâl askerlerine Kommagene’nin başkenti olan Samsat’ı işgal etmelerini emretti. Birden bire Antiokhos ve küçük krallığı dünyanın en güçlü imparatorluğu ile karşı karşıya kaldı. Dünyanın en güçlü ordusuna sahip Marcus Antinios’un Generalleri çabuk ve kolay bir zafer bekliyordu. Ama çok iyi korunan Samsat kalesine çekilen Antiokhos ve yetenekli okçuları, Romalılara karşı koymak için hazırdı. Marcus Antinios’un askerleri saldırınca, Kommageneliler Romalıları ok yağmuruna tuttu. Antiokhos Romalıların saldırısını geri püskürtmeyi başardı. Marcus Antinios’un bir barış antlaşması yaparak geri çekilmek zorunda kaldı. Romalılar için bir utanç olan bu saldırı Antiokhos için bir gurur kaynağıydı. Antiokhos’un bu zaferi halkının gözünde bir itibar olarak karşılandı.

Marcus Antinous

Yeni projeye açılan kapı

Bu zafer, askeri olarak Roma ve Partlardan daha zayıf olan bir krallığın dirilişi anlamına geliyordu. O yüzden bu zafer Antiokhos’a büyük bir itibar kazandırmıştı. Bu onun önünü açtı ve hayatının en büyük projesini bitirebilirdi. Anıt mezarı başarısının göstergesi olduğu kadar halkı içinde bir hac merkezi olacak, tanrıları burada onurlandıracaktı. Antiokhos bu anıt mezar ile ölümsüzleştirecekti. Yılda iki kez ziyaret edilecek, hem halkının gözünde hem de diğer kralların gözünde ölümsüzleşecek, tanrılar katında kendisine bir yer edinecekti. Antiokhos ölümsüzlük uğruna insanlık tarihinin en büyük inşaat projesine başladı. Fakat Nemrut Dağı inşaat için çok zor bir alandı.

Hayalet işçiler

Birçok işçinin ölümüne sebep olmuştur. Etrafında su ve kalacakları hiçbir yer yoktu. Çok büyük fedakârlık istiyordu. Nemrut Dağı Antiokhos’un hayatı boyunca en büyük projesiydi. Kalan yıllarının anıt mezarını süsleyerek ve kültünü yayarak geçirdi. Fakat ölümü büyük bir soru işaretidir. Kendisinden sonra tahta geçen oğlu Mitridates’in nasıl başa geçtiği belirsiz. MÖ 38-32 yılları arasında yaşayan Antiokhos’un suikasta uğramış olasılığı çok büyüktür ya da yatağında huzur içinde öldüğü de. Antiokhos’un oğlu 2. Mithridates babasından sonra anıt mezar yapmaya devam etti. Bunlar annesi ve kız kardeşi için Karakuş Tümülüs’ü ve kendisi için Sesion Tümülüs’üdür. Bunlar Antiokhos tarafından başlatılan son kült merkezleridir. Ne yazık ki ikisi de antik dönemde yağmalanmıştır. Kommagene Hanedanlığı Antiokhos’tan sonra bir yüzyıl daha devam etti. Ama Romalıların şüpheci bakışları arasında Antiokhos’tan sonra gelenler kültünü ve mirasını devam ettirmekte zorlandılar.

Kommegene’nin sonu

MS.72 de Roma imparatoru Vespasianus Kommagene’yi Suriye’nin topraklarına katarak hanedanlığına son verdi. Kommagene Krallığı 230 yıl dayanarak devam etmişti. Antiokhos’un görkemli günleri çok geride kaldı. Üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen Nemrut Dağı sırlarını korumaya devam ediyor. Sırların tek tanığı tanrıların sonsuza bakan bakışları. Uzmanlar dağın gizemleri üzerinde çalışmaya devam ediyor. Son zamanlarda yapılan araştırmalar bu gizemli dağ hakkında yeni bilgiler ortaya çıkardı. Bazı tarihçilere göre anıt mezarların hiçbir zaman tamamlanamadığı ve Antiokhos’un hayal ettiği kült merkezinin yarım kaldığını savunmaktalar. Bunu da anıt mezar etrafına dizilmiş stellerin üzerinde hiçbir işleme olmadığını ve gelişi güzel oraya bırakıldığını savunmaktalar. Bu tarihçilerden bir tanesi de Akdeniz Üniversitesi profesörlerinde Sencer Şahin; ‘’Antiokhos başının tamamlanmadığını, yarıda bırakıldığını savunmaktadır. Fakat batı terasındaki başın ise tamamlandığını belirterek kulak, dudak ve gözlerin net olarak işlendiğini, doğu terasında ise bunlara rastlanmadığını söylemektedir’’.

Batı terası

Mezar nerede?

En büyük gizemin merkezinde yine Antiokhos var, gerçekten Nemrut Dağındaki kireç taşlarının mı? Yoksa Arsemia kentinde babasıyla birlikte mezara mı gömüldü? Ya da atarının yanında Gerger kalesinde mi? Mezar odası nerede? Bu sorular 100 yıldır soruluyor. Arkeologların yanı sıra mezar soyguncuları da bu mezarın yerini aramaktadır. Eğer bu mezar bulunursa Helenistik dönemden kalma bir hükümdara ait el değmemiş ilk mezar olacak ve tarihteki kral Tutankamon mezarı kadar bir öneme sahip olacağı kesindir. Şuan ki verilere göre Antiokhos’un buraya gömüldüğünü destekleyen hiçbir kanıt yok. Peki, nerede bu mezar? Bunu gelecekteki araştırmalar ve ortaya çıkacak heyecan verici haberlere bağlı. Bizlerde gelecek olan müjdeli haberleri dört gözle beklemekteyiz.

3 thoughts on “TANRILARIN KRALLIĞI;KOMMAGENE

  1. 2009 YILINDA GİTMİŞTİM,GÜNEŞİN DOĞUŞUNU HAYRANLIKLA,DEV KRAL VE TANRI HEYKELLERİNİ ŞAŞKINLIKLA İZLEMİŞTİM.GÜNEŞİN BATIŞINI DA İZLEMEK ÜMİDİYLE .YAZINIZ HARİKA OLMUŞ,EMEĞİNİZE SAĞLIK.

Yorumlar