KEMALİYE (EĞİN)

Orada Bir Yer Var Uzakta…

Kemaliye kuş bakışı görünüm

Aslında çokta uzakta değil biliyor musunuz? Çünkü Anadolu’nun doğusunda sırtını Munzur ve Sarıçiçek dağlarına yaslamış, gözden uzak ve keşfedilmeyi bekleyen adını ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alan Kemaliye den bahsedeceğiz bugün.

Erzincan il sınırları içerisinde bulunan; Malatya, Sivas, Elazığ ve Tunceli’ye de sınırı olan bereketi ve cömertliğiyle yüzyıllardır Anadolu topraklarını arşınlamış Fırat (karasu) nehrinin kıyısında kendine has mimarisi ve doğal güzellikleri ile saklı bir coğrafyadır Kemaliye.

Eski ismi Eğin olan Kemaliye’nin isim kökeni hakkında birçok farklı görüş bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi; Eğin isminin Ermenice bir kelime olan ve anlamı ‘’kaynak, pınar’’ olan Akn(agn)kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Başka bir görüş ise Eğin adının Göktürk-Uygur yazıtlarında ‘’Eğin yakara saç gıdıka’’ olarak karşımıza çıktığı ve ‘’Cennet gibi güzel bahçe’’ anlamına geldiği, Evliya çelebinin anlatımında eğine isimli bir prenses tarafından kurulduğu ve kente kendi ismini verdiği, son olarak bu adın Bizans döneminde buraya Egina isimli bir Yunan adasından göçmüş olan kolonistler den geldiği düşünülmektedir.
Fakat günümüzdeki ismi; Eğinlilerin milli mücadeleye vermiş oldukları maddi ve manevi destek, daha sonra kendi istekleriyle Mustafa Kemal Atatürk’ün ikinci ismi olan ‘’Kemal’’ adını yaşadıkları şehre vermek istemeleri ve bunu da Eğin Misak-ı Milli derneği başkanı Hanifizade Ömer Lütfü (ARITAN) bey tarafından çekilen bir telgrafla beyan etmeleri sonucu, Eğin ismi 21 Ekim 1922 yılında Atatürk’ün de isteği ile KEMALİYE olarak değiştirilmiştir.

Kemaliye ilçe merkezi

Kemaliye ya da eski adıyla eğinin tam olarak ne zaman kurulduğu ve buraya ilk yerleşenlerin kim oldukları hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat bölgede günümüzdeki ismi Yaka olan Venk köyünde bulunan kalıntılardan yola çıkarak M.Ö 6-7. yy’larda başkentleri Van(Tuşpa) olan ve doğu Anadolu’ya genel anlamda hâkim olan Urartu medeniyetinin yerleştiği düşünülmektedir. Erzincan ovasında günümüzdeki Üzümlü bölgesinde bulunan Altıntepe kalesi yapılan araştırmalar sonucunda bir Urartu yerleşimi olduğu belirlenmiştir. Buradan yola çıkarak Eğin bölgesinin de ilk olarak Urartular tarafından yerleşilmesi çıkarımı yapılabilir.

Eğin tarihi de Anadolu tarihine paralel bir şekilde; Medler(M.Ö 7.yy), Pers İmparatorluğu(M.Ö6yy.), Makedonya Krallığı(M.Ö 4yy.), Pontus Devleti(M.Ö 323), Roma İmparatorluğu(M.Ö 1yy), Doğu Roma(M.S 395), Selçuklu Devleti(11yy.), Moğollar(13.yy),Anadolu Selçuklu devleti(12-13yy) İlhanlılar(13yy.),Timur devleti(15yy) Akkoyunlu Devleti(14-15yy) Osmanlı Devleti(14.yy) ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti gelmiştir. Bölge yukarıda saydığımız büyük devletler, kalıcı olamayan beylikler ve Arap-İslam devletleri tarafından farklı zamanlarda el değiştirmiştir.

Karanlık kanyon

Anadolu topraklarına kalıcı anlamda 1015-1021 yıllarında Türk akınları artmış bununla beraber bu topraklarda kalabilmek için savaşlar yaşanmıştır. 1058 yıllarında bölge Türk boyları ile tanışmaya başlamış ve bu dönemde Eğin Ermeni ve Rum halklarının da yaşadığı bir coğrafyadır, Anadolu Selçuklu devletinin dağılması ve sonrasında Doğu Roma devletinin denetimine giren bölge 1413 1421 yıllarında Çelebi Mehmet döneminde Osmanlı devletine katılmıştır. Eğin bölgesi ticaret ağının üzerinde olmasından dolayı önem kazanmış, daha sonraki dönemlerde ticaret yolu önemini kaybetmiş ve bölge göç vermeye başlamıştır. Bunu önlemek ve bölge halkını kalkındırmak için Yavuz Sultan Selim döneminde Kafkasya dan gelen ailelerin yerleştirildiği, Eğin ve 19 pare köyüne ferman ile İstanbul da et Kethüdalığı(satış yönetim izni), IV Murat döneminde ise odun ve kömür Kethüdalığı da verilmiştir. Osmanlı imparatorluğu döneminde Sivas eyaletinin Arapkir (günümüz Malatya ilçesi) sancak beyliğine bağlı yönetilmiş, XVII. yüzyılda 1000 e yakın ev ile yeşil bağ –bahçeler arasında güzel bir kasaba olarak tanımlanmıştır, XIX. yüzyılda Eğin’i ziyaret eden Alman General MOTLKE şehirden bahsederken; şirin yeşil bir kasaba, Müslüman halkın tarım ve hayvancılık, Müslüman olmayan halkın ticaret ve sanat ile uğraştığını ayrıca pazar tezgâhlarında ipek ve pamuk dokumalar, hamam takımları, yazma-başörtü, mendil üretimi ve ayrıca halıcılık ticaretinin geliştiğini belirtmiştir. Yine aynı yıllarda kenti ziyaret eden CHARLES TEXİER kenti farklı mahallelerden oluşan 2000 tanesi Müslüman 700 tanesi Hıristiyanlara( Ermeni ve Rum ) ait 2700 ev olduğunu söylemektedir. Tanzimat sonrası uygulanan kapitülasyonlar ve ekonomik sistem değişikliliği bölgenin önem kaybetmesi ve halkın gurbetçilik yapmaya başlamasına yol açmıştır, XVI yüzyılda kent nüfusu artmış XIX –XX yüzyıllarda ise azalmaya başlamıştır. 1894 1895 tarihli Mamuratül-aziz salnamesine göre Eğin merkez ve köylerinin toplam nüfusu 42 560 olarak belirlenmiştir. Günümüzde ise2000 -2500 arası bir nüfusa sahiptir. Önceleri Elazığ’a bağlı olan kent 1926 yılında Malatya iline 1938 yılında ise hala bağlı bulunduğu Erzincan iline bağlanmıştır.

Taş yol

Kemaliye köklü tarihinin yanında doğal güzellikleri, mimari dokusu ve kültürel yapısı ile de önemli bir yere sahiptir. Kent son yıllarda sahip olduğu zenginliklerle yerli yabancı birçok ziyaretçilerin ilgi odağı haline gelmiştir. Doğanın ve insanoğlunun iç içe olduğu Fırat (karasu) nehrinin kıyısında yeşilin sırtını dağlara dayadığı baktıkça insanı kendine hayran bırakan bir yerdir. Kemaliye de sadece ilçe merkezi değil aynı zamanda gezebileceğiniz çok özel noktalar bulunmaktadır ve atacağınız her adımda karşınıza farklı bir fotoğraf karesi çıkacaktır. Zamanın nasıl geçtiğini anlamakta güçlük çekeceksiniz, çünkü saklı bir coğrafya sizi bekliyor olacak, şimdi Kemaliye’yi gezme zamanı.

Kadı gölü

KADI GÖLÜ: Sarıçiçek veya Hotar dağının dik ve sarp yamaçlarından doğan, binlerce yıldır Eğine hayat veren su kaynağıdır. Üzerinde inşa edilen değirmenler ile yıllarca insanların temel ihtiyacı olan ekmek için buğday vb. tahıl ürünleri burada öğütülmüştür. Daha önceki yıllarda elektrik üretimi de sağlanmıştır aynı zamanda Kemaliye’nin bağ ve bahçelerinin can damarı konumundadır.

Mani yolu

MANİ YOLU VE MANİ ÇEŞMESİ
Osmanlı zamanında Eğinli erkekler gurbete özellikle İstanbul’da çalışmaya gidermiş, geride kalan kadınlar yaşam mücadelesini yalnız başlarına vermişler. Uzun soluklu gidişlerin ardından
hasretlikler artmış kadınlarda gurbetteki eşlere maniler dizmişlerdir.

Ölür isem örtmeyesiniz yüzümü,
Hasretim vardır yummam gözümü
Kabrime bir pencere koyun ki
Ağam gelir ise göreyim yüzünü

Mani yolu çeşmesi

LÖKHANE VE LÖK TATLISI

300 yılı aşkın tarihi ile bir zamanlar saray sofralarına kadar ulaştığı söylenen, eski dönemlerde köylerdeki her evde taş dibeklerde el yardımı ile DUT ve CEVİZİN yaklaşık olarak 3 saat dövülerek macun kıvamına getirilmesiyle yapılan tatlıya LÖK denmiştir. Bir dönem unutulmaya yüz tutmuş bu lezzet günümüzde LÖKHANE denilen işletmede makinede dövülerek tekrardan gelecek nesillere taşınmaya çalışılıyor. İçerisinde dut ve ceviz dışında herhangi bir katkı maddesi içermeyen yöresel bir lezzettir, eski zamanlarda insanlar kış aylarında toplanıp yüzük oyunu oynar ve kaybedene lök dövdürürlermiş. Lök kışın yendiğinde sıcak tutar ve üşütmezmiş.

Lökhane

TAŞ YOL

Emeğin ve azmin 132 yıllık zaferidir taş yol. Dünyanın en zor yollarından bir tanesi olan, bölge halkının kazma kürek ve kendi yöntemleri ile 1870 yıllarında kazılmaya başlanmış, 3 Ağustos 2002 yılında tamamlanmıştır.8.5 km uzunluğunda 4,5 km tünellerden oluşan yer yer toprak-taş bir yanı kireçtaşı kayalıklar bir yanı karanlık kanyonu arşınlayan Fırat nehrine bakan ve her km de ayrı hikâyesi olan, Kemaliye’yi İç Anadolu’ya bağlamak için yapımı başlayan yol 1990’lı yıllarda eski Erzincan Valisi olan rahmetli Recep YAZICIOĞLU’NUN da destekleri ile halk ve devlet el ele vererek mutlu sona ulaşmıştır. Kemaliye halkının Ankara –İstanbul ve ticaret yaptıkları yerlere daha rahat ve kısa sürede ulaşmak aynı zamanda Kemaliye’yi çıkmaz sokak olmaktan kurtarmak için verdikleri amansız mücadelenin öyküsüdür.

Taş yol

KARANLIK KANYON

Kanyon dünya yüzeyinde derinlik, yükseklik, uzunluk ve oluşumları farklılık gösteren güçlü akarsular tarafından yüzyıllarca sert kayaların aşındırması ile oluşturulmuş derin vadilerdir.

Türkiye ve dünyada gerek oluşum gerek barındırdığı eşsiz doğası ile yüzlerce kanyon bulunmaktadır. Bunların en önemlisi Arizona(ABD)’da bulunan Büyük Kanyon 446 km uzunluğunda 1,6 km derinliğindedir. Türkiye’de ise Kastamonu Valla kanyonu, Uşak Ulubey kanyonu, Saklıkent, Vezirköprü Şahinkaya kanyonu.

Karanlık kanyon

Kemaliye karanlık kanyon ise Fırat nehrinin oluşturduğu her iki tarafı yer yer 500-600 metre yükseklikte ortalama 9 km uzunluğunda Dünyanın en büyük 2.kanyonu olarak gösterilmektedir. Kapalı bir ekosisteme sahip doğal güzellikleri ile son yılların en önemli macera noktası haline gelmiştir. Karanlık kanyonda tekne-bot turu, kano, BASE JUMPİNG, Wing suit, yamaç paraşütü gibi doğa sporları yapabilir veya her sene KEMAV Vakfı tarafından organize edilen Haziran sonu Temmuz başı düzenlenen Kemaliye kültür ve doğa sporları şenliğini izleyebilirsiniz. Türkiye ve Dünyanın faklı yerlerinden gelen sporcularında katıldığı soluksuz bir seyir zevki sunan şenlikler bölge ekonomisine de katkı sağlamaktadır. Erzincan, Sivas, Malatya, Elazığ ve Tunceli’den kara yolu ile veya DOĞU EXPRESİ ile de ulaşım sağlayabilirsiniz.

Karanlık kanyon

KEMALİYE EVLERİ

Yerel mimarisi ve kent dokusu ile Kemaliye(Eğin) önemli bir yere sahiptir. Kentin sahip olduğu arazi yapısından dolayı %45 eğim üzerinde dik yolların iki yakasında bitişik veya ayrı şekilde genellikle 3-4 katlı olarak inşa edilmiştir. Yapı malzemesi olarak taş, ahşap ve kerpiç ortak bir şekilde kullanılmış .(Hımış) yapım tekniğindeki konut mimarisi arazi şartlarına uygun alt yapı taş orta ve üst katlar ahşap –kerpiç ile desteklenmiştir. sosyo-kültürel durumunda düşünüldüğü evlerde haremlik ve selamlık, divanhane gibi seyirlik yeri, kışlık-yazlık bölümler ve olmazsa olmaz merek(samanlık-ahır) olarak adlandırılan giriş bölümleri bulunmaktadır. Kapılarda ahşap işçiliğinin ön plana çıktığı ve bölgenin geleneklerine bağlı kalınarak eklenen kapı tokmakları dışarıdan gelenin erkek mi kadın mı olduğunu anlamamız için kalın ve ince sesli olarak tasarlanmıştır. Tarihi kentler birliği üyesi olan Kemaliye yerel mimarinin korunması ve sürdürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Kemaliye Tarihi Evleri
Kemaliye evleri çizim

KEMALİYE APÇAĞA KÖYÜ

Aslında hepimizin içinde bir yerde saklı kalan dilimizin ucunda bir ezgi, çocukluğumuzun okul sıralarında hep beraber söylediğimiz, fakat nerede ve nasıl bir yer olduğunu bilmediğimiz o hayali köyümüzdür.

Apçağa Köyü

ORADA BİR KÖY VAR, UZAKTA,

O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR

GEZMESEK DE, TOZMASAK DA

O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZ

Yazar ve şair olan AHMET KUTSİ TECER tarafından babasının köyü olan Apçağa için yazılmış dizelerdir. Munzur dağlarının eteklerinde doğa ile iç içe mimari dokusunu ve geleneklerini bugün bile yaşayan gitmediğimiz o eşsiz köyümüz sizlerin ziyaretini bekliyor.

Kapı Tokmağı
Kemaliye’de sokak görünümü
Apçağa çarşıdan bir görüntü

13 thoughts on “KEMALİYE (EĞİN)

  1. Doğu ekspresi ile seyahat planı yaptım, kemaliye ile ilgi ayrıntılı bilgi bulamıyordum.bu çok işime yaradı .teşekkürler.

  2. Bu güzel yazı için çok teşekkür ederim. Kemaliye ile ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşamıyordum.. ❤️❤️

  3. Bu güzel bilgiler için çok teşekkür ederim emeğinize sağlık

  4. Çok güzel verdiğiniz bilgiler için ayrıca teşekkür ederım çok aydınlatıcı bılgıler mevcut

  5. Sevgili Mazlum CEYHAN.
    Anadolu’nun toz tutmuş kayıp tarihlerini gün yüzüne vurduğunuz için hem size hem de emeği geçen ekip arkadaşlarınıza teşekkür eder başarılarınızın devamını dilerim.
    Tarihe olan tutkunuz’un daim olması dileklerim ile hoşça kalın

  6. Senin gibi azimli insanlar her zaman büyük başarıları imza atacaktır. Bu başarın senin ilk başarın ve ben bu başarılarının arkasının geleceğine yürekten inanıyorum. Kutluyorum seni kardeşim.Semra İspirli

Yorumlar