KARS MOZAİKLERİNDEN ALMANLAR

Anadolu, birçok medeniyetlere, etnik kökenlere ve hikâyelere ev sahipliği yaptığı gibi içinde barındırdığı derin izlerle farklı kıtaları birbirine bağlayan bir köprüdür. Günümüzden biraz daha uzaklara gidecek olursak, mesela ortaçağ Avrupası’na; insanların hayatını tamamıyla dinin kontrol altına aldığını ve ortaya çıkan krallıkları yöneten papalar ve kilise babaları dinin başka bölgelere yayılmasını ve daha çok yeri din aracılığıyla kontrol altına almayı hedefliyorlardı. 13.yy. da Alman din misyonerlerinden Albert adında bir papaz Almanya’nın dışına çıkarak günümüz Litvanya’nın başkenti Riga’yı kurmuş ve böylelikle Almanların ilk Baltık toplumları ile ilişkilerini başlatmıştır. Bu sayede Alman çiftçiler ve tüccarlar için gerekli alanlar sağlanmış oldu. Papalığın gücünü arkasına alan Almanlar daha çok yeri kontrol altına alarak sömürmek niyetindeydi ve silahlı Alman tarikatları Litvanya ile yetinmediler, Estonya ve Letonya gibi ülkeleri de işgal ettiler. Giderek yayılmacı bir politika izleyen Alman misyonerlerin başka planları da vardı. Diğer Slav ırkları ile bağlantı kurarak ticari ağlarını genişletmek istiyorlardı. Balkanlar ve Baltık bölgelerinde Alman köyleri gittikçe yayılıyor ve adeta Ruslarla sınır komşusu haline gelmişti. 17.yy.da Romanov hanedanı ile sıkı ilişkiler geliştiren Almanlar, Çarlık Rusya’da etkili ticaret ağları kurdular. 1763 yılında Alman asıllı Büyük Katerina ile Rus Çarı I.Petro evlenince, Almanlar için daha rahat hareket etme alanı doğmuştu. Katerina, Almanya’nın Baden bölgesinden birçok çiftçiyi Rusya’ya davet ederek önlerini iyice açmıştı. Alman çiftçilere birçok ayrıcalıklar tanıyan Katerina, Almanların elini rahatlatmıştı.

Malakan bir aile

Baltıklarda Alman ağırlığı iyice hissedilir hale gelince, Alman tarikatları tarafından Estonya’nın Tortu şehrinde 1801 yılında ilk üniversiteyi kurdular ve böylece daha iyi misyoner yetiştirilebileceklerdi. Bu girişim konuya çok hâkim olmayan Rus Çarının hoşuna gidiyordu ve ilişkileri daha da sıklaştırıyorlardı. Bu olumlu havanın vermiş olduğu güven ile Osmanlı-Rusya arasında devam etmekte olan savaşı da etkileyerek, Rusların ele geçirmiş oldukları Kars, Ardahan ve Batum’a Estonya’da yaşamakta olan 300’e yakın Alman çiftçisini getirerek Kars ve çevresine yerleştirirler. Rusların amacı burada bulunan Müslüman nüfusu azaltmak; hayvancılık, tarım ve ticaretin kendi vatandaşları tarafından organize edilmesiydi. Bu amaçla getirmiş oldukları Almanlara yerleşmeleri için yer gösteren Çarlık Rusya, bölgede nüfus dengeleme çabalarında başarıya ulaşmıştı. Kars’ın yanı sıra Ardahan, Batum ve Azerbaycan’a birçok Alman aileyi yerleştirmişti. Kars’a yerleşen Alman aileleri kendilerine yeni köyler inşa etmiş ve bunlar; günümüzde Karacaören (Paulinenhof) ve Paşaçayırı (Petrovka) köyleri olarak anılmaktadır. Bu köylere yerleşen Almanlar, tarım ve hayvancılıkta başarıya ulaşırlar. Süt ürünleri ve mandıracılıkla uğraşarak kısa sürede ekonomik olarak ayağa kalkan Almanlar, Kars’ın iklim koşullarını dağlık İsviçre’ye benzetmesinden dolayı ilk defa Kars’ta gravyer peynirini üretiyorlar.

Gravyer Peyniri

Sadece Almanlar değil 16.yyda Ortodoks Kilisesinden ayrılan gruplardan olan Malakan ve Subbonit tarikatları da Kars’a sürülmüş ve onların kurdukları köylerde de Almanlar gibi süt ürünlerinde başarılı bir üretim elde etmişler.  Kars’a yerleşen Alman aileleri dinlerini ve kültürlerini korumayı başarmışlardı. Artık Kars’ı memleketleri gibi benimseyen bu küçük topluluklar daha kaliteli ve organize ürün ortaya çıkarmışlardı. 1886 yılında Volga bölgesinden gelen Alman Karl Kaiser, Boğatepe denilen köye ailesi ile birlikte yerleşerek mandıra kurdular. Daha sonra kızları Türklerle evlenerek Koçulu soy ismini alırlar. Koçulu ailesi Kars’ta gravyer peynirinin gelişmesine büyük katkılar sağlarlar. Gravyer üreticisi İsviçreli David Moser 1901 yılında Kars’a gelerek gravyer üretimine başlamıştır.

David Moser

İsviçre’deki yöntemleri Kars’a getiren Moser, 1917 yılında Rus devriminin gerçekleşmesinden dolayı Kars’tan ayrılmıştır. Özellikle bölgeye getirilen İsviçre dağlarına ait olan sığır ırkı Montofon (zavot) ineklerinin Kars’ta yetiştirilmesine öncülük eden Moser, giderken Karslı çiftçilere en büyük armağanlarından bir tanesini bırakmıştır. Burada yaşayan Almanlar genellikle Hristiyan ve Müslümanlarla evlilikler yaparak iyi ilişkilerini sürdürmeyi devam etmişlerdir. Askerliğe karşı olan Alman ve Malakan köyleri, 93 harbinde Ruslara karşı Osmanlının tarafında durarak, Osmanlı askerlerine mühimmat taşıdılar, bu yardımlarından dolayı Türk köyleri arasında Hristiyanlaşmış Türkler olarak yanlış tanınmalarına sebep olmuştur. Bu davranışları Türkler arasında yeni dostluklar kurmalarına vesile olmuştur, 1897 yılında Kars’taki Alman nüfusu 429 olarak kayda geçerken, günümüzde sadece 4 kişidir. Bunun sebebi ise yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında her vatandaşın askerlik yapma zorunluğunun olması ve diğer bir sebep ise burada kalan Almanların işsizlik sorunu yaşamalarıdır.

Alman August Albuk ve ailesi

1970’li yıllara gelindiğinde Federal Almanya’nın Türkiye’den işçi talep etmesiyle birçok Alman köylerini bırakarak Almanya’ya geri dönmüştür. Karacaören köyünde yaşayan Alman August Albuk ve ailesi, tüm akrabaları Almanya’ya dönerken, Albuk ailesi durumu şöyle açıklıyor;’’ Dedem Frederik, burada doğduk, büyüdük, yaşadık ve sevdik, burada ölmek istiyorum’’ cümlesiyle ifade etmiştir. Bizlerde burada dedemden kalan mirası devam ettirmek istiyoruz. Albuk ve diğer Alman ailelerine ait Karacaören köyünde bulunan Kars Şeker Fabrikasının yakınında 150-200 adet mezar bulunmaktadır. Belli ki August, buradaki köklerini bırakıp gitmek istemiyor. Günümüzde halen Almanların izlerine rastlamak mümkün, Paşaçayırı köyünde 1910 yılında Alman din adamı Pfeiffer tarafından yapılan tek katlı Alman evi halen ayaktadır. Son olarak Çar II. Nikola’nın Gyorgi nişanını verdiği Kars’a yolunuz düşerse, ülkemize gravyer ve diğer süt ürünlerini kazandıran Alman ve Malakan halklarının bırakmış olduğu kültürü görüp yaşamanızı tavsiye ederiz.

Göbek peyniri üretimi
Çar II.Nikola

Kaynaklar:

  • Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 685 Aralık 2019 Cilt 21 Sayı
  • Çakır Ceyhan Süvari, Malakanlar Rus Köylü Hareketlerinden Günümüze Malakan İnancı, Ütopya Yayınevi, Ankara 2013, s. 46-61,
  • Ludmila Denisenko, “Kafkasya’nın Ruslaştırılması ve Malakanlar”, Toplumsal Tarih, 187, Temmuz 2009, s. 61
  • Bayram Akça-Sinan Kıyanç, “Malakanlar’ın Anadolu’daki İzleri”, Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, XVIII/39, Bahar 2017, s. 23).
  • Ludmila Denisenko, Böyle Bir Kars, Heyamola Yayınları, İstanbul 2011

3 thoughts on “KARS MOZAİKLERİNDEN ALMANLAR

  1. anadolunun derinliklerindeki bir bilgiyi daha aydınlattığınız için teşekkürler.

Yorumlar