KARADENİZİN HIRÇIN ÇOCUĞU ARTVİN

 

Artvin, Doğu Karadeniz’in en ucundaki şehrimiz. Engebeli arazisi ile diğer illerden çok faklı olan şehir, etrafını saran ormanlar ile yeryüzünde bir cennet, kentleşmenin çok fazla görülmediği ve farklı iklim şartlarını barındırması ile üstünde durulması gereken bir kent. Artvin isminin kesin olarak nereden geldiği bilinmemekle birlikte İskit beylerinden birinin ismi olduğu üzerinde durulmaktadır. Artvin ismi dışında Livane ve Çoruh olarak da bilinir. Cumhuriyet döneminde 17 Şubat 1956 yılına kadar Çoruh olarak adlandıran şehir, çıkarılan kanun ile Artvin ismini almıştır. Kentin en büyük akarsu kaynağını oluşturan Çoruh nehri tarafından iki parçaya bölünmüş olan Artvin, engebeli arazisi yüzünden fazla bir gelişim gösterememiştir. Kent nüfusu son sayımlardan sonra toplamda 170.000 bin civarında olduğu ve birden fazla farklı etnikte insanların yaşadığı küçük bir şehir. Nüfus yoğunluğunu Laz, Gürcü, Kıpçak Türkleri ve Hemşinlilerden ( asimile olmuş Ermeniler ) oluşmaktadır. Şehir merkezinde arkeolojik faaliyetler bulunmazken, Şavşat ve Yusufeli ilçelerinde mö.3000 yıllarına ait tunçtan yapılma baltalar bulunmuştur. Cilalı taş devrinin yoğun olarak yaşandığı şehir, daha çok doğal güzelliği ile ön plana çıkmaktadır. Halen Murgul ilçesinde bakır madenlerin işlemesi, tarihteki insanların bu bölgede yoğun olarak bakır ve tunçtan aletler yapmasını destekler durumdadır. Tarihi kaynaklarda şehre ilk hâkim olan kavim Hurrilerdir, Hititler ile yapılan savaşlarla 20 yıl sonra Hitit egemenliğine geçen şehir, doğudan sınırlarını genişleterek yayılan Urartuların egemenliğine geçmiştir.

Deriner Barajı

Daha sonra İskitler, Arsaklar, Bizans egemenliğine geçmiştir. Kavimler göçüyle batıya yönelen Hazar Türklerinden Çoruh boylarının 575 yılında hâkimiyetine girmiş. Artvin’i yurt edinen Çoruh Boyu buradaki yerli halk ile birlik oluşturmuş ve Emevilere karşı İslam ordusunun karşısında iyi bir direnç sağlamışlar. Daha sonra Abbasîlerin tarih sahnesine çıkması ile şehir başkent Bağdat’a bağlanmıştır. Geniş toprakları kontrol etmede zorlanan Abbasîler, bölgede bulunan Ermeni beylikleri olan Bagratlılar ile Sac beylikleri ile anlaşarak buraları onlara bırakmıştır. Yoğun Bizans saldırılarına kalan Artvin ve çevresi Sac emirliğinin yenilmesi ile tekrar Bizans egemenliğine geçer. 1064 yılında Alparslan tarafından Bizans egemenliğinden alınan Artvin Selçuklulara bağlanmıştır. Alparslan’ın ölümünden sonra Gürcü kralı Gorgi tarafından Gürcü krallığına katılan şehir, yoğun olarak Gürcülerin yerleştiği bir kent haline geliyor. Türklerin Malazgirt savaşını kazanarak Anadolu’daki hâkimiyetlerini ilan etmesi ile 1081 yılında Artvin Gürcülerden alınarak Saltuklu Beyliğine veriliyor. Önemli bir idari merkez olarak tutulan Artvin, Selçuklu imparatorluğunun yıkılması ile merkezi otoriteden ayrılan beyliklerin hâkimiyetine geçiyor. 1220 yılında Azerbaycan merkezli Atabey beyliğine geçen şehir, doğudan gelen Moğol işgallerine karşı savunmasız kalıyor ve İlhanlıların egemenliğine dâhil ediliyor.  İlhanlıların Anadolu’da güç kaybetmesiyle Kıpçak Türkleri lideri Sark tarafından ele geçirilir ve Çıldır Beyliğine bağlanır. Osmanlı imparatorluğunun kurulması ile Anadolu’daki dengelerin değişmesi ile 1461 yılında 2.Mehmed tarafından Trabzon krallığının sona erdirilmesi, Artvin ve Çıldır Beyliğinin Osmanlı idaresine katılmış oluyor. Osmanlı imparatorlu himayesinde 250 yıl kalan Artvin, Rusların 1800’li yıllarda imparatorluğunu genişletme felsefesi ile Osmanlı topraklarına göz dikmesi, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu şehirlerinin işgale uğramasına sebep oluyor. 1877-1878 yıllarında Artvin, Batum, Ardahan ve Kars işgal edilince 250 yıllık Osmanlı hâkimiyeti sonra eriyor. 16 Mart 1921 yılında imzalanan Moskova antlaşması ile tekrar Türk topraklarına katılıyor.

Ekonomi:

Başlıca geçim kaynakları tarım ürünlerinden olan çay ve fındık, mısır olan kentin bakır, altın, çinko ve gümüş madenleri bakımından zengin olması halı hazırda Hopa ve Murgul ilçelerinde faaliyet gösteren madenler vardır. Küçük ölçekli sanayi kurumlarının bulunduğu şehirde kerestecilik ve mobilya malzemesi üreten bir sanayiye sahiptir. Boğası ile meşhur olan şehir aynı zamanda boğa simgesi ile anılır. Büyük baş hayvanlığının bazı bölgelerinde sürdürülse de hayvancılık faaliyetleri bakımında çok gelişmemiştir. En büyük gelir kaynaklarından birisi olan turizm, her yıl binlerce yerli turistin Artvin ve cennet ilçeleri olan Şavşat ve Borçka’ya akın etmesi ile yöresel ürünlerin tanıtılmasında büyük bir paya sahiptir. Özellikle milli parkları ile meşhur olan şehir, bozulmamış ormanları ve doğal tatlı su gölleri ile ziyaretçilerin gönlünü fethetmektedir. Türkiye de tek biyosfer rezerv alanı olan Camili yöresi Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü tarafından dünya mirası olarak koruma altına almıştır. Bunun yanı sıra Şavşat Karagöl Sahara Millî Parkı, Borçka Karagöl milli parkları önemli turizm uğrak durakları arasındadır.

Yaş fındık

Artvin’de görülmesi gereken yerler;

Artvin bulunduğu konumu bakımından hem doğal hem de tarihi yapıları ile ön plana çıkan bir ilimiz. Özellikler Gürcü –Ermeni manastır ve kilise yapılarının çok fazla bulunduğu bir yer olması aynı zamanda geçiş noktalarını koruma amaçlı yapılmış birçok küçük çaplı kale bulmaktadır. Buzulların erimesinden sonra biriken suların oluşturmuş olduğu göllerin etrafında Karadeniz’e has ormanlıkların sarması ile ortaya büyülü görüntüler çıkmaktadır. Yüksek rakımlardaki yaylaları ve zengin su yataklarının oluşturmuş oldu şelaleleri görülmeye değer. Aşağıda mutlaka görmeniz gereken yerlerin isimlerini ve fotoğraflarını paylaşarak bu yazımızı sonlandıracağız. Umuyoruz ki bu yazımız sizlere rehberlik edecektir ve Doğu Karadeniz’in bu şirin ve büyülü kentini gezerken oluşturacağınız rota ile hayallerinizdeki geziyi yaşamış olacaksınız.

Yaylalar:

  • Macahel yaylası
  • Arsiyan yaylası
  • Gorgit yaylası
  • Sahara yaylası
    Arsiyan Yaylası-Şavşat
    Sahara Yaylası-Şavşat
    Gorgit Yaylası-Macahel

    Macahel Yaylası-Macahel

Şelaleler:

  • Maral şelalesi
  • Murgul Deliklikaya şelalesi
  • Balıklı şelalesi
    Maral Şelalesi- Borçka
    Murgul Deliklikaya Şelalesi-Murgul

Milli park ve Doğal göller:

  • Borçka Karagöl
  • Şavşat Karagöl
  • Boğa gölü
  • Deniz gölü
  • Hatila milli parkı
  • Cehennem dersi kanyonu
  • Cerattepe
    Şavşat Karagöl-Şavşat
    Borçka Karagöl-Borçka
    Deniz Gölü- Yusufeli
    Boğa gölü-Pınarlı

    Hatila Vadisi-Artvin

Tarihi yapılar:

  • Ardanuç kalesi
  • Parhali manastırı
  • İşhani manastırı
  • Çifte köprü
  • Othta Eklesia manastırı
  • Doliskana manastırı
  • Handzta manastırı
  • Tibeti kilisesi
  • Ferhatlı kalesi
    Perhali Manastırı- Yusufeli
    Tibeti Kilisesi-Cevizli
    Othta Eklesia manastırı-Yusufeli
    İşhani Manastırı-İşhan köyü Yusufeli

Lezzetler:

  • Kalaco

Süzme yoğurt ve mısır unu kaynatılarak yapılan ve armut pekmezi ya da bal ile yenen bir kahvaltılık.

  • Kaygana

Karadeniz’in otlu krepi. Yumurta, un, süt, maydanoz, dereotu, yeşil soğan karışımından yapılıyor.

  • Kuymak

Tipi ve mantığı muhlamaya benzese de kuymak içinde kullanılan peynirin farklılığı nedeniyle hem tadı, hem de dokusu daha farklı.

  • Yoğurtlu Silor

Silor Artvin’e özgü bir yufka yemeği. Hamur yoğrulup yufka açılıyor, sonra incecik bir dürüm haline getirilip, 1,5 -2 cm civarında aralıklarla doğranıyor. Sacda ya da fırında piştikten sonra bu yufkaların üstüne kaynar su, bol yoğurt ve müthiş tereyağı dökülüyor. Birçok bölgemizde bu yemek yapılıyor ama görüntü olarak farklılık gösterebiliyor.

  • Mısır Ekmeği (Çadi)

Karadeniz’in en yaygın gıda maddesi olan mısır unun yağ ile birlikte bir kaba konularak fırında ekmek olarak yapılmasıdır.

  • Hamsili Ekmek

Hamsili ekmek hamsi, pırasa, salça ve keyfinize göre kattığınız diğer sebzelerle yapılıyor.

  • Cevizli Kete

Normal ketenin içine ceviz konularak yapılan versiyonudur. Görüntü olarak poğaçaya benzer.

  • Laz Böreği

Karadeniz’in her köşesinde Laz böreğine rastlayabilirsiniz. Süt, yumurta, un, şeker, yufka, limon suyu ve bol tereyağıyla yapılıyor.

  • Karalahana Sarması

Doğu Anadolu’da beyaz lahana sarması, Karadeniz’de ise karalahana sarması çok meşhurdur.

  • Karalahana Kavurması

Gürcü mutfağına ait bir yemek olan karalahana kavurması, içine baklagiller eklenerek yapılır.

  • Turşu Kavurması

Karadeniz’in en yaygın ve pratik yemeklerinden bir tanesi, karalahana, taze fasulye ve kornişon turşularının yağda kavrularak servis edilen yemeğidir.

  • Şalgam (Pancar) Yemeği

Kök sebzelerin Karadeniz mutfağında büyük bir paya sahiptir. Şalgamda bunlarda bir tanesidir, içine pirinç ve salça eklenerek kavurulan bir kış yemeği.

  • Hamsili Pilav

Karadeniz’e özgü bir pilav içinde Fıstıklı, kuş üzümlü, dereotu, soğanlı, maydanoz gibi sebze ve baharatların kullanıldığı ve üzerine taze hamsi konularak pişirilen bir yemek. Tadı çok lezzetlidir.

  • Benekli Alabalık

Karadeniz’deki derelerde yaşayan sazangillerden olan bir balık. Doğal olarak dere oyuklarında yaşadığı için çok lezzetli bir balıktır.

  • Cağ Kebabı (Yatık Döner)

Erzurum’dan bildiğim cağ kebabı, Artvin Yusufeli ilçesi olmak üzere birçok noktasında yapılıyor. Bir ara Artvinliler cağ kebabı patenti için başvuruda bulunmuştu.

 

 

 

 

 

 

 

 

3 thoughts on “KARADENİZİN HIRÇIN ÇOCUĞU ARTVİN

  1. Dışarı çıkamadığınız bu günlerde bize bu kentin tarihini, doğasını, lezzetlerini tanıtıp bilgilendirdiğiniz bu güzel yazı ve görseller için teşekkür ederiz. Artvin bu muhteşem doğası ve tarihiyle gezilecek yerler listemin başlarında..

Yorumlar