AMAZONLAR; SAVAŞÇI KADINLARIN HİKÂYESİ

‘’Bir kadına doğru ayakkabıları verirseniz

Dünyayı bile fethedebilir.’’

Marilyn Monroe

Savaşçı Amazon mozaği

Orta Asya’nın efsanevi kadınları, antik dünyanın en güçlü ve zalim kabilesi; Amazon kadınları antik Yunanlar tarafından ölümsüzleştirilmiştir. Yunan ve Romalı tarihçiler amazonlar gibi savaşçı kadınların var olduğundan hiç şüphe etmediler. Gerçek amazon kadınları antik dünyanın gerçek sırlarından biri olarak var olmaya devam ettiler. Tarih boyunca savaşlar erkeklerin özel alanları olmaya devam etmiştir ama bu seviyedeki kadınları irdelemeye çalışacağız. Askeri tarihin her satırında kadınlarda vardı. Destansı savaşlara katılan savaşçı amazonlar, mö.6 yüz yılda göçebe savaşların, yağmacı kuşakların orta Asya’nın vahşi topraklarında geziniyorlardı. Yunan dünyasının uzak mevkilerindeki sınır bekçileri için ağır silahlı atlılara kâbustu adeta. Aralarında kadın savaşçılarının da olduğu, masalların ve efsanelerin Amazonları hem antik Yunan, hem de Roma dünyasında kullanılan görsellerdi.

Achilles Penthesilea şavasını gösteren vazo

Bunlar vazolar, mezar taşları hatta devasa heykellerde bile. Amazonlar genellikle barbar topraklarda güçlü, merhametsiz ve usta biniciler olarak gösteriliyordu. Amazon ismi zaten Yunancada ‘’memesiz’’ anlamına gelen ‘’amazos’’ kelimesinden türemiştir. Amazonlar yayı iyi kullanmak için memelerini kestikleri ve böylelikle yayı daha ustaca kullandıklarından olacak ki bu isim kalmış üstlerinde. Antik yunan tarihçilerine göre Amazonlar İskit soyundan geliyordu ama bunun bir iddia olduğunu söylemek gerekir. Tarihçiler bu iddialarını o dönem Anadolu ve Ortadoğu’yu egemenlikleri altına aldıklarını ve burada yaşayan yerel kabileleri de kontrolleri altına almışlardı. Amazonlarda bu kabilelerden bir tanesiydi, ama bu muhteşem kadınların ünleri sadece Anadolu’da değil tüm dünyaya yayılmıştır. Kuzey Kazakistan’ın Altay bölgesinde yapılan kazılarda amazonlara ait olduğu düşünülen 40’dan fazla kadın mezarı bulundu. Bu mezarlarda silahları ile birlikte gömülmüşler. Bu kanıtlara bakıldığında o dönem harika bir üne sahip olan bu kadınlara her uygarlık saygı duymuş ve defin törenlerini onlara layık olacak şekilde yapılmış. Düşmanların üstüne korku yaymakta usta olan bu kadınlar, bir nevi antik dünyanın öcü kadınlarıydı.

Mızraklı Amazon kadını

Birden ortaya çıkıp her yeri yerle bir edip daha sonra ortadan kaybolmakta ustaydılar. Bu yüzden olacak ki bu muhteşem savaşçı kadınları başka ordulara katılıp yeni yerleri fethetmekte önemli bir yere sahiptiler. Kazakistan’daki mezarlarda kadınlara ait olan mezarların bazılarında yüklü miktarda mücevher bulunmuştu. Bu da savaşçı ve yağmacı bir kadın kabilesi olduklarını ve savaştıkları toplumları her yönü ile yok ettiklerinin kanıtı. Amazon kadınlarının yunan ya da Anadolulu bir yerel halk olduğunu kesin olarak bilemiyoruz. Zaten amazon kadınlarına ait resmi belgelerde yoktur, biz onları mitolojik hikâyelerden tanıyoruz. Amazonların günümüzde Türkiye sınırları içerisinde Samsun Terme’de yaşadıklarını ve buradan ünlerinin tün dünyaya yayıldığına inanılıyor. Amazonlara ait olduğunu düşündüğümüz Amisos tepesi aynı zamanda Samsun isminin geldiği yerdir. Peki, bu muhteşem savaşçı kadınların yaşam biçimleri nasıldı? Amazonlar tamamı kadınlardan oluşuyordu, sadece erkek hizmetçiler vardı.

Ok atan Amazon kadını

Genellikle erkekleri etraflarında barındırmıyorlardı, çoğalmak için ya oradan geçen seyyahlarla birlikte oluyorlardı ya da savaşlarda ele geçirdikleri erkeklerle bunu sağlıyorlardı. Hamile kaldıktan sonra doğan çocuk erkek ise babasına verilip gönderilirdi yâda yollarda açlığa terk ediliyordu, kız olduğunda eğitim kamplarına verilir orada yeni Amazonlar yetiştirilirdi. Bazı kaynaklara göre ise anlaşmalı oldukları kabileler vardı, burada seçtikleri erkeklerle birlikte olup, erkek çocuğu bu kabileye veriyorlardı. Bu tarz bir yaşam biçimi olan bu muhteşem kadınlar, güçlerini kaybetmemek ve zayıflıklarının oluşmaması için böyle bir yol izlemişlerdir. Amazon kadınları kendi içlerinde böyle sistem uygularken, dışarda ise birçok krallık bu güçlü kadınları kendilerine ittifak yapmak için kraliçe ve prensesleri ile evlenmek istiyorlardı. Bunu başarmış birkaç örnek mevcuttur. Bergama’nın efsanevi kralı Telephos, Amazon kraliçesi Hiera ile evlenmiş ve yeni kurduğu şehir olan Hierapolis’e onun adını vermiştir. Hierapolis, günümüz Denizli il sınırları içinde olan Pamukkale’dedir. Hiera=kutsal, Polis=şehir anlamındadır. Bu isimden dolayı tarih boyunca farklı dinler tarafından kutsal sayılan bir antik kent olmuştur. Güçlü Amazon kadınları isminin geçtiği bir başka kaynak ise, ünlü tarihçi Homeros’un İlyada kitabıdır.

Zeyna karekterinde Lucy Lawless

Yunan şehir devletleri tarafından saldırıya uğrayan o dönemin en güçlü surlarına sahip devletlerinden olan Truva’nın yardımına ilk koşan halklardandır. Düşmanlarına karşı zalim olmaları ile bilinen bu kadınlar, komşularına ve Anadolu’daki diğer topluluklarla birlik halinde hareket etmişlerdir. Amazonların yıkılışını iki şekilde biliyoruz; birincisi, deniz toplulukları olarak bilinen yunan ve Makedonların demiri kullanması buna karşın Amazon kadınları tunç kullanmıştır ve savaşlarda tuncun demire karşı etkisiz kalması sonucu yıkıldıkları söylenir. İkinci bilgi ise Büyük İskender Anadolu’ya gelişi ile birlikte yenilgiye uğrattığı halklardan bir tanesi de Amazonlar olmuştur. Amazonları batıya sürerek Anadolu’daki güçlerini bitirmiştir. Bu göç sunucu Amazon kadınların birçoğu Yunan adalarına göç ederken, diğer kalanları Amerika kıtasının güney bölgelerine gitmiştir ve Amazon ormanlarının olduğu bölgeye yerleşmiş, Amazon ismini bu bölgeye verdiklerini tahmin ediliyor. Sinemaya uyarlanan Truva savaşında amazonları temsil eden karakter kraliçe Otrera’nın kızı Penthesilea’dır. Brad Pitt’in canlandırdığı karakter olan Akhilleus ile savaşan Panthesilea, savaşı kaybeder ve oracıkta ölür. Akhilleus, Pentahesilea’nın zırhını çıkarır ve gördüğü güzellik karşısında derin bir üzüntü duyar. Bu ünlü savaş birçok vazo ve lahit taşına ilham olmuştur. Güçlü amazon kadınları tarih boyunca dilden dile aktarılmış ve birçok medeniyete ilham kaynağı olmuştur. Sadece medeniyetlere değil aynı zamanda coğrafi isimlere de etki etmiştir. Birçok tarihçi günümüzdeki Amazon ormanları ve nehrinin ismi bu savaşçı kadınlardan geldiğini, orman ve nehrin vahşi olması bu kadınların ruhundan geldiğini ima ederler. Birçok Hollywood yapıtına ilham olmuş olan bu kadınlar, sadece efsane olarak anılmıyor aynı zamanda kadınların geçmişten günümüze kadar ki gücü ve hırslarının da liderliğini yapmışlardır. ‘’wonder woman’’, ‘’Zeyna ‘’ gibi yapıtlar konusunu savaşçı Amazon kadınlarından esinlenmiştir. Kadınların yeryüzündeki mutlak güçlerinin simgesi bu savaşçı Amazon kadınlarının efsane olmasına rağmen ciddi bir saygıyı hak ettiklerini ve kadınların bu hikâyelerine sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyoruz. Sizler için Cemal Süreya’dan şu şiiri bırakıyoruz.

Wonder Woman Karekterinde Gal Gadot

Lesbos(midilli) adası ve amazonlar:

Anadolu’dan batıya sürülen amazonların bir kısmı günümüzde yunan adaları olarak bilinen adalara göç ediyor. Burada yeni yaşamlar kuran Amazon kadınları, zaman içinde erkeksiz bir yaşamdan kaynaklanıyor olacak ki, kadın östrojen seviyesinin artması ile birbirlerine karşı ilgi duymaya başlarlar ve bunun sonucunda şiirler, danslar ve birliktelikler ortaya çıkar. Midilli adası olarak bilinen ve antik ismi Lesbos olan adanın ismi Amazonların lezbiyenlik faaliyetlerinden dolayı böyle anılmıştır. Tarihteki ilk lezbiyen şair olan Lesboslu Sapho’da burada yaşamış ve şiirleri ile kadın âşıklarını mest etmiştir. Zaten lezbiyen kelimesi de buradan türemiştir.

Ünlü Losboslu şair Sappho

Kadınlar Susarak Gider

Kadınlar susarak giderler,

Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için.

Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez.

Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der.

Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.

Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar.

Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar.

Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır.

Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma!

Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır.

Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.

Bir kadın şikâyet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının.

Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur.

Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

Kadın susarak gider!

En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir.

O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir.

Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir.

Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir.

Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir.

Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider.

Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır.

Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.

Yararlanılan kaynaklar:

1-ilyada-homeros

2-https://lyricstranslate.com/tr/Cemal-Suereyya-Kadinlar-Susarak-Gider-lyrics.html

3-http://www.antiktarih.com/2018/12/24/amazonlar-kimdir/

One thought on “AMAZONLAR; SAVAŞÇI KADINLARIN HİKÂYESİ

Yorumlar